|
1886
yılında
Sivas'ın
Divriği
kasabasında
doğdu.
Bu
kasabanın
eşrafından
Mühürdarzade
Ömer
Bey'in
oğludur,
annesinin
adı
Ayşe
Hanımdır.
Babasını
henüz
üç
yaşında
iken
kaybetmiş,
annesinin
himaye
ve
teşvik
kanadı
altında
otodidakt
olarak
yetişmiştir.
Rüşdiye
tahsilini
memleketinde
yapmış
ve
aynı
rüşdiyeye
muallim
tayin
edilmiş,
Ziraat
Bankasının
açtığı
bir
müsabaka
imtihanını
kazanarak,
bu
bankanın
önce
Kangal,
sonra
Koçkiri
şubelerinde
çalışmıştır.
Maliye
Bakanlığının
açtığı
bir
imtihanı
da
kazanarak,
bankacılıktan
maliye
hizmetine
geçmiş,
İstanbul'a
gelerek
Maliye'nin
her
kademesinde
seçkin
bir
memur
olarak
calışmış
ve
1918-1919
arasında
32-33
yaşlarında
iken
Maliye
Müfettişi
olmuştur.
Divriği
ile
alakasını
kesmeyerek,
İstanbul'da
Beşiktaş'a
yerleşmiştir.
Kendi
kaydına
göre
56
altın
(252
kağıt
lira)
birikmiş
parası
ile
sigara
kagıtçılığına
başlamış
ve
"Türk
Zaferi"
adını
verdiği
bir
sigara
kağıdı
çıkarmıştır.
O
acı
ve
karanlık
günlerde
"
Türk
Zaferi
Sigara
Kağıdı"
fevkalade
rağbet
görmüş,
o
zamanki
soyadı
ile
Mühürdarzade
Nuri
Bey'e
hayli
para
kazandırmış,
252
lirasi
üç
sene
içinde
84
000
lira
olmuştur.
Daha
sonra,
Cumhuriyet
hükümeti'nin
Türkiye
Demiryolları
ve
şoseleri
ile
başladığı
büyük
imar
işini
benimseyerek,
devlete
en
uygun
tekliflerle
müteahhitlik
hayatına
atılmıştır.(1)
"İlk
Türk
Demiryolu
Müteahhidi,
ilk
kazmayı
vurduğu
yerden
itibaren
azminin
ve
imanın
bütün
kuvvetiyle
ilerlemeye
ve
bütün
geçtiği
yerleri,
demir
ağlarla
örmeye
başladı."
Fakat
Nuri
Bey'in
muvaffakiyeti,
Samsun'dan
Erzurum'a
kadar
geçtiği
yerleri
demir
ağlarla
örmekten
ibaret
kalmadı.
O
büyük
iddiasının
tahakkukuna
calıştı.
Samsun'dan
başlayan
ilk
tahakkukuna
müteaakip
(Fevzipaşa-Diyarbakır)
(Afyon-Antalya)
(Sivas-Erzurum)
(Irmak-Filyos)
hatlarında
1012
kilometrelik
demiryolu
yaparken,
diğer
büyük
inşaat
işlerine
de
atıldı.
Bursa'da
Sümerbank'in
Merinos,
Karabük'te
Demir
ve
Çelik,
Izmit'te
Selüloz,
Sivas'ta
Çimento
fabrikalarıyla,
Istanbul'da
Hal
binasını
ve
Eceabad
-
Hava
soşesini
de
yapti.
Şunu
da
ilave
etmek
lazımdır
ki
Nuri
Bey,
bütün
bu
büyük
eserlerinin
önünde
ve
muhitlerinde,
hayrat
ceşmeler
yapmayı
unutmamıştı,
nitekim
bu
ceşmelerin
adeti
kırk
sekizi
aşmıştır"
(2)
Nuri
Demirağ,
1936
yılında
havacılık
sanayiinin
ilk
temellerini
atmaya
başladı.
İlk
iş
olarak
10
yıllık
devreyi
kapsayan
bir
plan
-
program
hazırlattı.
Bu
program
gereği,
Besiktaş
Barbaros
Hayrettin
İskelesinin
yanında
Tayyare
Etüd
Atölyesini
kurdu.
Bu
tayyare
atölyesi
kısa
bir
sürede
dev
bir
fabrika
haline
geldi.
Yeşilköy'de
Elmas
Paşa
çiftliğini
tayyare
meydanı
yapmak
için
satın
aldı.
1000
X
1300
metre
boyutlarında
düz
bir
tayyare
alanı
yaptırdı.
Bunun
bir
örneği
de o
sıralar
Avrupa'nın
en
modern
havaalanı
olan
Amsterdam'da
vardı.
1937-1938
yılı
içinde
Türk
Hava
Kurumu
10
okul
uçaği
ve
65
planör
siparişinde
bulundu.
İstanbul
fabrikalarında
yapılan
ilk
yerli
Türk
uçağı,
1941
yılı
ağustosunda
Nuri
Bey'in
doğduğu
yer
olan
Divriği'ye
uçarak
gidip
gelmişti.
Halkı
da
heyecanlandıran
bu
tür
gösterilerin
yararlı
olduğunu
düşünen
Nuri
Bey,
Eylül
ayında
12
uçaklık
bir
filoyu,
Bursa,
Kütahya,
Eskişehir,
Ankara,
Konya,
Adana,
Elazığ
ve
Malatya
rotasında
uçurarak
halka
kendi
tayyarelerimizle
göklerimizi
kendimizin
koruyabileceğini
göstermek
ve
onlara
inanç
vermek
istemiştir.
Nu.D.38
tipi
yolcu
ucağı,
tamamen
Türk
mühendis
ve
işçilerinin
ortaya
çıkardıkları
Türk
tipi
bir
uçaktır.
6
kişilik
yolcu
ucağının
çift
pilot
kumandası
bulunmaktadır.
Saatte
325
kilometre
hız
yapabilmekte
ve
1000
KM
uçabilmektedir.
Türk
Hava
Kurumu,
Nuri
Demirağ'ın
fabrikalarına
sipariş
vermiş
olduğu
bu
uçakları
almaktan
vazgeçmiştir.
(3)
"Nuri
Demirağ,
Cumhuriyet
Tarihinde
üçüncü
kez
çok
partili
hayata
geçişte
(1945)
ilk
muhalefet
partisi
olan
Milli
Kalkınma
Partisi'nin
kurucuları
arasında
yer
aldı
ve
genel
başkanlığını
üstlendi"(4)
Partinin
resmi
muamelesi
26/8/1945'te
ikmal
edilmiş
olmakla
birlikte,
Nuri
Demirağ
'artik
yeter'
sloganı
ile
6/7/1945'te
ortaya
atılmış
ve
bir
siyasi
parti
kurma
teşebbüsüne
fiilen
o
tarihte
geçilmiştir.
"Böylece
Nuri
Demirag
sadece
memleketin
iktisadi
kalkınmasında
değil,
siyasi
hayatta
tek
partili
rejimi
yıkım
işinde
de
öncü
ve
liderdir
(5)"
1946
seçimlerinde
Cumhuriyet
Halk
Partisi
ile
Demokrat
Parti'nin
çetin
seçim
mücadelesinde
Nuri
Demirağ'ın
Partisi
seçimde
kazanamadı
ve
Milli
Kalkınma
Partisi
günden
güne
eriyerek
siyasi
sahadan
tamamen
silindi
;
fakat
1954
seçimlerinde
Nuri
Demirağ
Demokrat
Parti'den
Sivas'ta
müstakil
aday
gösterildi
ve
Nuri
Demirağ
bu
suretle
Sivas
Mensubu
olarak
Büyük
Millet
Meclisine
girdi.
Meclisteki
hayatı
uzun
sürmedi,
13
kasım
1957'de
vefat
etti
(1)
ve
Istanbul'da
Zincirlikuyu
Mezarlığında
defnedildi.
Mesude
Demirağ'la
evli
bulunan
Nuri
Demirağ'in
Galip
ve
Kayı
Alp
adli
iki
oğlu,
Mefkure,
Şukufe,
Süveyda,
Suheyla,
Gülbahar
ve
Turan
Melek
adlarında
kızları
bulunmaktaydı
gençlerimizin
Projelerine
önem
veriyoruz
araştırmalarını
destekliyoruz
ve
bu
anlamda
başarılarını
bize
emanet
eden
Değerli
büyüklerimizle
gururu
duyuyoruz
Gürün
Kültür
Vakfı
Yönetimi
|